7 Haziran 2013 Cuma

Dolunay III. Bölüm

III. BÖLÜM


         Rose, bir apartmandaki küçük ama sevimli dairesine döndüğünde saat 7’yi geçmişti. Karmakarışık çantasından anahtarlarını çıkarmak için kapıda yarım saat oyalandı. David eve gelmişti büyük ihtimalle. Ama zile basıp onu rahatsız etmek istemiyordu. O sırada cüzdanını yere düşürdü. Yere eğilip alırken cüzdanın kenarından bir fotoğraf sarktığını fark etti. Onların düğün resmi. Bu fotoğrafı çok severdi ve her zaman yanında taşırdı. Sonra fotoğrafın arkasına çevirdi ve arkasında yazılı tarihi okudu: 07.10.1997
        
         Bundan tam bir yıl öncesi!
        
         Bugün onların 1. evlilik yıldönümleriydi ve Rose bunu tamamen unutmuştu. Eve girmeden hemen bir alışveriş merkezine gidip David’e bir hediye almalıydı. Koşarak merdivenlerden indi. En yakındaki alışveriş merkezine gitti ve bir saat aldı. Çok pahalı bir şey değildi ama çok klâs duruyordu. David’e çok yakışacağından emindi.
        
         Normalde hep erkekler unutmaz mıydı yıldönümlerini? Daha ilk yıldan unutmuşsa, gelecek yılları düşünmek istemiyordu. Evine hızlı adımlarla yürümeye başladı. Kapıyı açtı ve içeri girdi. Salon karanlıktı. Mutfaktan ise loş bir ışık geliyordu. Çantasını ve ceketini portmantoya bıraktı ve mutfağa doğru ilerledi. İçeri girer girmez fark ettiği ilk şey gül yapraklarıyla dolu yemek masası oldu. Daha sonra tabaklardaki özenerek yapılan yemekler. En son olarak da masanın başında saçı başı dağılmış bir şekilde oturan David. Masanın köşesinde duran şarap şişesinin yarısından çoğu boştu.
           David?

Diyerek söze başladı Rose. David başını kaldırdı. Yüzüne dikkatli dikkatli baktı. Bir kusur ararmışçasına. Ama cevap vermedi. Rose ne yapacağını şaşırdı. Karşısındaki sandalyeye oturdu ve David’in eline uzandı. O ise elini geri çekti.
                Büyükbaban nasıldı, dedi David soğuk bir sesle.
                İyiydi, dedi Rose. Tüm bunlara anlam veremiyordu. Sadece yarım saat kadar geç kalmıştı. Hepsi bunun yüzünden miydi?
                Bana söylemek istediğin bir şey var mı Rose, dedi David.
Rose “eyvah, yıldönümünü unuttuğumu anlamış” diye düşündü.
                Var tabii ki. İlk evlilik yıldönümümüz kutlu olsuuun, dedi ve hırkasının cebinden aldığı saati çıkardı. Tam kocasının bileğine takmaya yeltenirken David ayağa fırladı.
                Başka?
Başka ne olabilirdi ki? Neler diyordu bu adam?
                Başka mı?
                Evet.
                Ve seni çook seviyorum hayatııım.
                Rose, gerçekleri söylemeni istiyorum.

                Seni sevmediğimi mi düşünüyorsun?
               Artık rol yapmayı bırak Rose. Bunca zaman böyle bir şeyi benden nasıl saklayabildin?
               David, nelerden bahsediyorsun? Dediğini kulağın duyuyor mu? Ne saklamışım senden?
               Tüm konuşmayı duydum Rose, hepsini. Sana son bir kez daha “Seni seviyorum, yıldönümümüz kutlu olsun” diyecektim fakat sen telefonu kapatmadan çantana atmıştın.
            Bu olamaz! David, onun şu ana kadar kendisinden korkmaması için sakladığı sırrı öğrenmişti. Şimdi bütün bunları ona nasıl açıklayacaktı?
               Bir kurt olduğunu biliyorum artık Rose.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder